13 Kasım 2012 Salı

Hobiler Hayata Anlam Katar

Bu yazı, bu şarkı ile birlikte tavsiye edilir.
http://www.youtube.com/watch?v=vY7sabq_C1U

Bilenler bilir. Her yaşadığım şeyin çok güzel bir hikayesi vardır.
Hep çok kıymetli hikayeler sarar çevremi. Ya da ben her şeye o gözle bakarım.
Çok fazla boş duramayan bir insanım. Sürekli aklımda bir şeyler vardır.
Hayal kurarım ve uygulamaya çalışırım.
Hamilelik öncesinde dans ediyordum.

Flamenco! Ateş,aşk,kin,nefret,tutku…
Tüm duyguları barındıran farklı bir disiplin. Çok emek vermek lazım.
Dans hocalarımızdan birinin söylediği bir şey vardır flamenco ile ilgili. Çok doğru bulurum. “Ben 30 yıldır dans ediyorum, sahnede yarım saati geçemez yapacağım doğaçlama” der. Alt beden ayrı,üst beden ayrı disiplindir. Kolay gibi gözükür,ama en zor danslardan biridir. Belki de en zoru.
Benim yolum nasıl mı kesişti flamenco ile?
Çok etkileyici bir hikaye bence.
Yeni evlendiğim yıldı. Yeni bir hayat, yeni bir düzen.
Bu arada evlilik bence muhteşem bir şey.Deneyimlerimi paylaşacağım ama bu yazıda değil.

Penolope Cruz’un oynadığı, Almodovar’ın yönettiği “Volver” i izliyordum.
Sevgilim çalışma odasında çalışıyordu,ben salondaydım. Ağlama sesime koşarak geldi.
Penolope’nin Estrella Morente sesinden Volver şarkısını söylemesine tanık olmuştum ve kendimi durduramıyordum.

Beni çok etkilemişti.Penolope’nin palması (flamencoda alkış ile tutulan ritm), Estrella’nın büyülü sesi …
Hani " bir film izledim, hayatım değişti " derler ya…Evet, öyle oldu bana.

Daha sonra flamenco okullarını araştırdım İstanbul’da.
Bir yer buldum, oraya başlayacaktım.Önden bir ders izlemeye gidecektim.
O gün ofisten çıkıp Beyoğlu’na geldim.Biraz vaktim vardı.
Öylesine mutluydum ki…Kendim için bir şey yapacaktım ve bu beni çok heyecanlandıran bir şeydi.
Çiçek pasajında kendime midye ve güzel bir kadeh içki ısmarladım.O anki heyecanımı hala hissediyorum bunları yazarken.
Yemek sonrası okula doğru gittim. Bir kadın vardı.Metronom ile birlikte ayak ritimleri çalışıyordu. Tika da tika ta taa taa ! Öyle etkileyici bir havası vardı ki…Orta yaşlarda, beline kadar uzun, örgülü saçları, siyah belden oturma bileklere kadar inen eteği…
Aynanın karşısında salınıyordu, bilekleri yukardan aşağıya bir kuğu gibi iniyordu.
Çok zarif bir kadındı.Arzu’ydu bu kadının ismi.Oradaki sohbetimizde laf lafı açtı ve eşinin bizim nihah davetiye tasarımlarımızı yapan Ersu Bey olduğu ortaya çıktı. Yıllar sonra aynı sınıfta kesişecekti yollarımız.
Daha sonra ders başladı. Isınma hareketlerini yine çok güzel bir kız yaptırıyordu. Uzun boylu, çok güzel yüzlü, harika duruşlu biri. İsmi Suna.(Elle'de harika ayakkabı tasarımları yapan ve kızımın ilk gençlik ayakkabısını tasarlayan kişi)

Yolumuz bir kaç yıl sonra başka bir okulda kesişecekti onunla da.
Ve ders başladı.Flamenco hocası Melek, metronom eşliğinde tüm öğrencilere teknik çalıştırıyordu.
Ayakkabılar özeldi, çivili ayakkabılar! Ahşap zeminde yankı yapıyordu. Aralarda çatlak ses çıksa da tüm sınıf aynı tok sesi ve uyumu yakalamaya çalışıyordu.
Dedim ya, çok zor bir dans flamenco. Bir hareket için saatlerce çalışman gerekir.
Ve işte beni içine almıştı flamenco. Ben de bu dansı yapmak istiyordum.
Dersi izlemeye gittiğim gün Pazartesi idi.Salı günü, yani ertesi gün başlıyordum derslere.
Hayatımın amacını bulmuştum.Ayaklarım yerden kesiliyordu.
Eve geldim, eşime anlattım.O da gözlerimdeki ışığı görünce çok sevindi.
Ertesi gün ofiste arkadaşlarıma söyledim. Bugün benim günüm diye.
Ve öğleden sonra masamda otururken birden öksürmeye başladım.
Çok kuvvetli bir öksürüktü, sanki içimden bir şeyler kopuyordu.

Ölüyordum, yok oluyordum.
Taksiyle hastaneye giderken yanımda Sibel vardı.Ofisten çalışma arkadaşım, melek insan.
Taksi şöförü ” yeldir abla,korkma” dedi.
Değilmiş. Pnömötörax nam-ı diğer PX ve yine nam-ı diğer ciğer sönmesiymiş bana olan.
Bu başka bir hikaye, bunu başka bir yazımda anlatacağım.
Acil ameliyat oldum ve ameliyattan çıkar çıkmaz ne yaptım biliyor musunuz?
Flamenco okulunu aradım ve ben dün gelmiştim, bugün derslere başlayacaktım ama ameliyat oldum, o yüzden gelemiyorum dedim.
Ve 19 Mart 2007, flamencoya başlangıç tarihi olarak geçmedi elbette tarihe.

PX geçirdiğim tarih olarak geçti kayıtlara.
Eylül 2007′ de Etnik 34 ile kesişti yolum. Muhteşem dansçılar ; Manuel Reina & Işıl Reina.
Hamilelik serüvenine kadar da onlar ile devam etti. Arada farklı workshoplar, farklı hocalar ile de çalıştım.
Güzel, heyecanlı, görkemli gösteriler.Sıcacık insanlar…Ve tek bir tutku. Flamenco !


Hamile olduğumu öğrendikten hemen sonra ara verdim. Bu kadar çok sevdiğim bir uğraşa ara vermek bir boşluğa düşürdü beni.
Evet, bir mucize bekliyorduk, bebeğimiz geliyordu ancak boş boş oturmak bana göre değildi.
Evi değiştirelim, mobilyaları mı yenilesek, yazlık mı alsak gibi sonu gelmeyen araştırmalarım sevgilimi yormuş olacak ki bana yeni bir uğraş buldu.
Canım sevgilim, doğumgünümde çok güzel bir şey hediye etti. Nasıl resim yapılır kitapları, eskiz defterleri, sulu boyalar, kuru boyalar, yağlı boyalar, fırçalar. Ve bir palet.

Paletleri çok severim.
20121021-161659.jpg
Bakalım benden iyi ressam olur mu bilemem ama kızımın odasını yapacağım resimlerin süsleyeceği şimdiden çok net.
İsterseniz size de bir tablo yaparım.

Sevgiyle,
dinamikanne

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder