İlk tatil önemli idi.
Anısı olacaktı.
Mayıs ayının sonunda en uygun yerin Antalya olacağını düşündüm.
Hava sıcak ve deniz suyu sıcakliği idealdir diye düşündüm.
Biletleri aldım, otel rezervasyonunu yaptırdım.
Mina karnımdayken,son kez başbaşa tatil yaptığımız oteli seçmiştim.
Bu blogu da orada açmıştım zaten.
Epey anı biriktirdiğimiz bir yerdi yani :)
Odamızdan manzara
Doktor, Mina'nın denize girmesinin henüz uygun olmadığını, 6 ayı doldurmasının iyi olacağını söyledi.
Tatile bizimle yeğenim de gelecekti.
Elif 10 yaşında tam bir küçük anne.
Bebek ile tatile gidenler, yanlarında bu yaşlarda bir çocuk kesinlikle götürmeli diye düşünüyorum.
Bebeklerin, çocuklar ile iletişimi daha farklı oluyor.
Her ikisi için de iyi oldu.
Bizim için de öyle.
Elif, her konuda Mina'ya karşı çok ilgiliydi.
Fatih ile havuza, denize girerken Mina'nın yanında duruyordu.
Ya da Fatih, Mina ile beraberken biz Elif ile vakit geçiriyorduk.
Genelde ben Mina'yi besleyip Elif ve Fatih'e bıraktım.
İkisi çok güzel baktılar, ben de ayaklarımı uzatıp, kitap okuyup, uyuyarak geçirdim :)
Dedim ya, kesin bir destek götürmek gerekiyor.
Çocuk olması bir çok açıdan ideal.
Elif, Mina ve Monica (Mina'nın yol arkadaşı aslancık)
Uçak çok güzel geçti.
Uçak kalkarken ve inerken emzirdim.
Hatta bir ara uçak sallandı ve Mina kahkaha attı :)
Otele vardık ve otel rezervasyonunda bir karışıklık olmuş.
Bizi başka bir otele aldılar.
La Mer otel oldukça güzel bir oteldi.
Bir gece orada konakladık.Kendi otelimiz, La Mer'de devam edebileceğimizi söyledi.
Ancak Royal Palm Resort'e dönmek istediğimizi söyledik.
Burada villa odaları vardı.Rezervasyonumuz buradaydı.
Bir önceki yıl, buraya göz koymuştum.
Otel odasında kalmak istemiyordum.
Ertesi gün otelimize geçtik.Nefis bir oda idi.
Bu otel çok büyük bir otel değildi.
Her yer düz ayak.
Özellikle villa odası tercih ettiğimiz için, ana binadan, kalabalıktan ve asansör kuyruğundan etkilenmedik.
Kaldığımız villa : penceren Fatih ve Mina el sallıyor
Hayat ne acaipti.
Geçen yıl karnımda olan çocuk, şu anda kucağımdaydı.
Zaman farklı, mekan aynı...
Mina'nın yatağından manzarası
Fatih'in doğumgünüydü.Mina ile ona bir kitap almıştık
Kitapçıda kucağıma aldım ve ilk baktığı kitabı babasına hediye olarak aldık.
Mesnevi Terapi...
Bir de geceden Mina'ya "I love Daddy" yazan body giydirdim.
Doğum gününde babasına "I love Daddy" diyerek "Minaydııınnnn" diyecekti.
Mina'nın yalnızca ayaklarını denize sokabildik.
Suyu zaten çok seviyordu.
Ancak doktor özellikle kız çocuklarının 6 aydan önce denize (havuz zaten kesinlikle yasak) girmesi durumunda, ergenliklerinde sorunlar yaşayabileceğini söylediği için ayaklar ile yetinmek durumunda kaldık.
Bir gün havuzdan çıktım ve Mina yürüyordü.
"Aman Allah'ım" dedim, dilim tutuldu.
Nasıl 5 aylık çocuk yürüyebilir dedim.
Sonra bir baktım, bizimki pusetinde.
Bunların hepsi saniyede geçti aklımdan.
Sonra bu anı ölümsüzleştirdim.
Mina ve Diana
Fatih'in Denizli'de işi olduğu için Antalya'dan direk Denizli'ye geçti.
Ben, Elif ve Mina birlikte dönecektik Istanbul'a.
Bizim tatillerimiz hep böyledir zaten.
Mina doğduktan sonra da gelenek değişmedi.
Yalnızca balayına beraber gittik.
Bunun dışındaki tüm tatillerin ya dönüşü ya da gidişinde hep yalnız olurum.
Fatih'in işlerinden dolayı hep böyle denk geliyor.
Valizler toplanıyor.Dönüş hazırlığı.
Fatih'i yolladık.Biz otelde biraz daha kalıp, hazırlandık ve yola çıktık.
Havaalanına geldik ve uçağa bindik.
Uçakta, arka koltukta siyah bir çift oturuyordu.
Erkek olan, koltuğun arasından ellerini uzattı.Mina'nın ellerine dokundu.
Daha sonra birden ayağa kalktı ve çocuğu kucağımdan aldı.
Öylece kalakalmak diye bir şey vardır ya.
Hah işte ondan...
Basiretim bağlandı ve hiç bir şey yapamadım.
Daha sonra Mina'yı sevgilisine verdi.
Sevgilisi kucağına oturttu.
Kendimi toplayım " nooo, she can not sit" diyebildim.
Herhangi bir tepki göstermek istemiyordum.Ayrım yaptığımı düşünmelerini istemezdim.
Daha sonra uzandım ve Mina'yı almak istedim.
O sırada erkek olan koooocaaaman dudakları ile Mina'ya yapıştı.
Gülümsemeye çalıştım ve içimden 3'e kadar saydım.
Daha sonra geri aldım.
Elif'e hemen ıslak mendil çıkartmasını ve çaktırmadan vermesini söyledim.
Orada bir güzel yıkadım (!) çocuğu.
Neden elalemin çocuğunu şapur şupur öperler?
Ya da neden illa eller çocuğun suratında gezer, sıkıştırılır vs?
Tanımadığım kişilerin dokunması gerçekten hoşuma gitmiyor.
Tanısam bile çocuğu şakkudu şukkudu öpmeleri de hoşuma gitmiyor.
Annesi olarak ben bile cokkur cokkur öpmüyorum.
Bak sinirlendim yine :)
Uçakta belki başkası olsa tepki verebilirdim ancak zamanında fazlaca siyahi arkadaşım olduğu için tepkisel bir yaklaşım göstermek istemedim.
Ayrımcılık olarak algılanır diye....
Yine çok güzel bir yolculuktu.
Mina hiç ağlamadı.
Hatta Mina'dan daha büyük olan 2 yaş civarındaki bir çocuk ortalığı birbirine kattı.
Uçak inerken ve kalkarken yine emzirerek kulak basıncını dengelemeye çalıştım.
Her şeyiyle çok güzel bir tatildi.
Güzel anılar biriktirdik.
Monica'sız olmazzzzzzzz!
Aşk'ın fotoğrafını çektik
Akşam orada kaldım.
Ertesi gün anneme geçtim.
Bir sonraki gün ise annem, ablam, Duru ve Damla ile Burgazada'ya gittik.
Tatilden dönüp, küçük çantamız elimizde kapı kapı gezdik...
Burgazada Kalpazankaya'da yemek yedik.
Nefis manzarası, lezzetli yemekleri vardı.
Mina'nın kuzenleri Damla ve Duru ile çok keyifli geçti.
Küçük bir moda çekimi bile yaptık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder