17 Kasım 2013 Pazar

Bebekle Tatil (Bodrum Eylül 2013)


Mina 5 aylıkken ilk kez deniz tatiline çıkmıştık.
Babasının doğumgününü de içine alan bir tatile denk getirmiştik.
Hava çok sıcak olmadığı için Antalya'yı tercih etmiştik.
Güney her türlü sıcaktır ne de olsa diye...
Bunun yazısını  "bebekle ilk tatil" yazısında yazmıştım.Bu tatil yazısını da geç yazmışım.
Eylül'de yaptığımız tatilin yazısını yazmak da bugüne kısmetmiş.

Biz genelde bahar aylarında tatil yapmayı tercih ediyoruz.
Böylece güneşten pişmek, korunmak zorunda kalmıyoruz.
Hem de "bıç bıç" insan kalabalığından kaçınmış oluyoruz.
Bir de fiyat avantajı oluyor, bunu da göz ardı etmemek lazım.
E daha ne olsun değil mi?
Genellikle Mayıs-Haziran başı gibi güneye gidiyoruz.
Eylül-Ekim dönemi gibi Ege'ye gidiyoruz.
İlkokul bilgimiz burada devreye giriyor.Denizler geç ısınır, geç soğur.
O yüzden rotayı böyle çiziyoruz.
Arada bir kaç yakın bölge sığdırıyoruz.
Bir-iki yurtdışı planı yapıyoruz.
Bir bakmışız sene geçmiş :(

Eylül ayı için Bodrum'u tercih ettik.
Eylül'de Bodrum harikadır.
Sezon kapanmaya yakındır, çocuklu aileler evlerine dönmüş, okul yoluna girmişlerdir.
Sakindir, sessizdir, yorgundur Bodrum bu aylarda...

Benim için ilk kriter; denizin güzel ve temiz olmasıydı.
Önceden oda-kahvaltı yeterken ya bebek dostu bir otel bulmak durumundaydık ya da apart tarzında bir yere bakmamız gerekiyordu.
Mina, tamamlayıcı gıdalara geçtiği için Mayıs ayındaki Antalya tatili gibi "kolay" olmayacaktı.

Otel araştırmalarını yaptım ve dilediğim gibi bir otel buldum.
Bodrum Park Resort'da kalmaya karar vermiştik.Daha doğrusu ben karar verdim, bizim bey onayladı.
Genelde tatilde planı yapan ben, onaylayan o oluyor.
Bir gün, her şeyi ile ayarlanmış bir seyahat teklifi ile gelirse bana, yaşayacağım mutluluğun tarifi olmaz sanırım.
Benim kriterlerim çok fazla olduğu için ve her şeyi en ince detayına kadar düşündüğüm için böyle bir teklifle gelemiyor ne yazık ki canım sevgilim.

Otelimiz bebek dostu bir oteldi.
Bebek dostu denildiğinde benim aklıma düz ayak, bebek yemeği çıkan, merdivenlerde rampası olan ve yollarda devamlılık arz eden bir otel gelmişti.
Bebek dostunun pek bunlarla alakası yokmuş meğer.
Peysajı, yeşili, mini aktivitesi, bebek bakıcısı, bebek yatağı ve çocuk büfesi bebek dostu otel olması için yeterliymiş.

Otel, Bodrum'un en temiz ve en güzel koyuna sahip olan Yalıçiftlik'teydi.
Yıllar önce hemen yanı başında olan Hapimag Sea Garden otelinde kalmıştım.
O otelin denizi çok güzeldi.Yan yana oldukları için buranın da denizinin güzel olacağını düşünüyordum.
Gittiğimde, çok daha güzel bir denizi olduğunu gördüm.Koy olması nedeni ile, hiç dalga olmuyordu.

Otelde odalar küçüktü.
Müthiş rampalı bir oteldi.İtalyanlara ait bir mimarisi vardı.Sanırım çok konuşmaktan, rampa yapmayı atlamışlar.
Bu kadar rampa ve merdivene rağmen, nasıl bebek oteli olduğunu anlayamamıştım.
Peysajına diyecek bir şey yoktu.Oksijen cennetiydi.
Yemekler ortalamaydı.
Deniz ise, hayatımda gittiğim en güzel denizlerden biriydi.
Akvaryum gibi, rüzgar almayan, berrak, turkuaz rengi bir denizi vardı.

Mina, ilk kez denize girecekti.
Artık 9 aylık olmuştu ve denize girmesinde sakınca yoktu.
İlk gün, alıştırmak için şişme havuza su doldurduk ve güneş ışığı yardımı ile ısıttık.
Daha sonra bu suyun içine girdi.
Önce azıcık bızırdandı, sonra bayıldı.




Deniz suyu çok sıcak değildi.O yüzden havuz hayat kurtarmıştı.
Yaklaşık 15-20 dakika suda kaldı ve ardından hemen havluya sarıp, üzerini değiştirdim.
Deniz suyundan çıkınca, duş aldırmadım.
Ben kendim de denizden hemen sonra duş almayı tercih etmiyorum.
O tuz bana iyi geliyor.Kendimi iyi hissediyorum.
Mina'da duş almadı gün boyunca.
Akşam odaya çıkınca hemen duşumuzu alıyorduk.

Oda ve deniz arasında yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesi daha da önemlisi bitmek bilmeyen bir yokuş olduğu için, sabahtan her şeyi yanımıza alıyorduk ve akşam odaya çıkıyorduk.
O yüzden Eylül'de bu oteli seçmekle çok iyi yaptığımızı düşünüyorum.
Yazın tercih edeceğim bir yer olmaz.
Öğle sıcağında odaya çıkmak gerektiğinden in-çık ciğer dayanmaz o yokuşa.
Otel çalışanları çok büyük sevimlilikle "tatilde kilo almamak için çok güzel bir şans" deseler de çocukla yazın ortasında olmaz, olamaz, imkansız.

Otel personeli çok ilgili.Hele bir Mehtap ablası oldu Mina'nın.Öyle şeker ki.Mina ile yakından ilgilendi.İstanbul'a döndüğümüzde beni blogdan bulmuş, sosyal medyadan eklemiş.
"Bloğunuzu okudum, ne kadar şanslı bir bebek Mina" dedi ve ekledi.
Ne kadar hayat dolu bir annesi var, her anın kıymetini bilerek yaşıyorsunuz, size çok özendim, umarım ben de sizin gibi bir anne olurum ve Mina gibi bir kızım olur"...
Sizden sonra buraya pek çok çocuk geldi ama hiç biri Mina gibi değildi" diye devam etti.
Ben bunları okuduğumda Mina'ya tekrar sımsıkı sarıldım ve şükrettim.
Birbirimizi bulduğumuz için.
Mehtap abla, sırf Mina için FB ve Twitter açmıştı.
Bunu söylediğinde de çok duygulanmıştım.Bir sürü, çok güzel bebek vardı otelde.Ama elektrikler Mina ile başka türlü tutmuştu.
Belki tekrar kesişir Mehtap ablamız ile yolumuz...



Denizden çıktıktan sonra hemen üzerini ve çoraplarını giydiriyordum.
En sevdiği şey, deniz sonrasında "anne sütü" alarak şekerleme yapmak.
Şu anda da beni bekliyor :)



İkinci gün, denize girdik hep birlikte.
İlk önce biraz ağladı ama sonra o kadar çok sevdi ki, o sıralarda uyumadan önce kendi ninnisini kendisi söylüyordu.
Denizi o kadar çok sevdi ki burada uyuyabilirim dercesine başladı ninnisini söylemeye...
Fatih ile benim en bayıldığım şey; denizin altına dalıp Mina'nın ayaklarına bakmaktı.
Ayaklarını denizin altında birbirine kenetliyor ve baş parmaklarını oynatıyordu.
Dünyanın 7 harikasından birini görüyorduk.Bu kadar muhteşem bir şey!


Yeşil küreği her yerde.
Ona güven vermiş olacak ki denizde, kumsalda hep yanımızda.
Son 3 gün, küreği kaybettik ve bulamadık.
Hoşçakal "yeşilkürek" dedik...



Ben "mutluluk" un resmini çektim.
Budur işte! Hep umutla, neşeyle, hayatın her anından tat alarak ve heyecanla bak hayata Mina...



Bu mavi elbise bronz tenine ne de çok yakışıyor...Uyku mahmuru...


Her andan keyif alarak yaşamasını umut ediyorum Mina'nın.

Çünkü "hayat en güzel hediye"!



"Tatilde ayaklarımı uzatıp dinlenemedim" demesin anneler.
Ayak parmaklarıma farklı suratlar çizdim, ayak ucuma Mina'yı oturttum ve başladım hikaye anlatmaya.
Hayal gücünüzle, eğlence dozu doğru orantılı.
Bendeki hayal gücünü düşünürseniz, varın siz tahmin edin eğlence dozunu :)



Akşam oldu, en sevdiğim anlardır.
El-ayak çekilir, herkes yemeğe geçer...Kimse yoktur denizde, sahilde.
İşte o son denizi çok severim ben.
Bu akşam Mina ile birlikte girdik.
Babası azıcık söylendi bize, ama biz çok keyif aldık.
Giyindik, yukarıya çıkıyoruz.



Bir sonraki gün, babası bu sefer bana misilleme yapmış :)Ben denizdeyken, baba-kız pozu...



Mina, çok sosyal bir çocuk.
Önce karnını doyuruyor, sonra etrafı kesmeye başlıyor.
Kendisine bakan birilerini gördüğünde onunla iletişim kuruyor ve başlıyor mırıldanmaya, kaçamak bakışlar atmaya ve sonrasında da dik dik bakmaya :)
Strateji hep aynı.
Onu doyurup, "yeni arkadaşları" ile vakit geçirmesine fırsat tanıyoruz.
Yan masadakiler bu kez italyan.
Çok fazla Fransız ve İtalyan vardı.
Hepsi de çok ilgili ve şeker insanlardı.
Mina'nın bir fransız dedesi bile oldu.
Gugggguu Minnaaa diye sevdi hep :)



Tatil köylerinde olmazsa olmazdır zaten sinekler, böcekler.
Sineklik, duvak görevi görürken...
Aman yarabbim, o günler de mi gelecek?



Bebekli aileler için en ideal olanlar geniş, yatak gibi olan minderler.
Tabi ki bunları bulabilene helal olsun.
Herkes sabaha karşı 3'te falan gelip, havlu koyuyor.
Biz iki kez bu mindelerde ikamet edebildik.


anakız karesi...



Mina, sosyalleşmek için etrafı keserken...



Tatilde kitaplar olmazsa olmazımızdır.
Mina, 2 kitap bitirdi.Hem de o kadar kalındı ki...Hayvanlar alemi ve renkler :)



Yemek konusunda çok hassasım.
Mina'nın çorbaları ve yoğurtları günlük yapılır.
Tatilde biraz rahatlamak durumundaydım.
Ya tatili burnumdan getirecektim, ya da "yolda toplar" diyecektim.
1 haftadan bir şey olmaz ama değil mi?
Bebek dostu otel olmasından kaynaklı akşamları çorba çıkıyordu.
Gündüzleri ise uydurmasyon yemek yapıyordum.
Zeytinyağlı enginar, kereviz, barbunya gibi yemekleri bir kasede ezip bunları yediriyordum.
Yemek istemiyorsa makarna imdadımıza yetişiyordu.
Makarna ile ilk kez burada tanıştı Mina.
Eğer onu da beğenmiyorsa kaynak sahibi kadındım çok şükür.
Anne sütü ile hallediyorduk...
Meyve her gün bir porsiyon alıyordu.
Akşam da balık ve et oluyordu, dönüşümlü yediriyordum.



Denizden çıktıktan sonra mayosunu değiştirip, güneşe bırakıyoruz.

Yine etrafı kesiyor :)
Eylül'de tatil yapmanın en güzel tarafı, güneşten korunmaya gerek yok.
Güneş kremi olmazsa olmaz tabi ki.Ancak çok fazla korumaya gerek yok.



Otelin en güzel kısımlarından biri a la carte restauranttı.Deniz kenarında, yakamoz ve bol rüzgar...
Buna rağmen gittik, son anda çok estiği için Fatih'in en bayıldığı irmik tatlısını yemeden kalktık.
Ne büyük fedakarlık bu, bilemezsiniz.



Mina'nın ve benim en çok eğlendiğimiz yer.
Tamaaaam, benim daha çok eğlendiğim yer olabilir.Miniclub'ta çok eğlendik dans ederken.Uzun süredir sahneye çıkmıyordum.Hamilelik, lohusalık, bebek büyütme derken özlemişim sahneyi.
"Bir kaç yıl sonra Mina, annneeee buraya benim için geliyoruz, birazcık ben de eğlenebilir miyim derse şaşırmam" diyor Fatih.



Meğer çevremizde ne kadar çok çocuk varmış.
Ninna, Veronica, Nehir, Bulut, Ali, Melis....
Önceden pek farkında değilmişiz.




Mina'nın kahvaltısı.Yumurta, domates, maydanoz, peynir ve tam tahıllı ekmek.Pekmezden biraz yedi, şimdi oyun zamanı.



Son gün, giyindik ve yola çıkma zamanı...Mina biraz yorgun, evde dinlenir artık bol bol...Biz böyle küçük, sıcak ve birbirine çok aşık bir aileyiz.


Arkadaşlarına hoşçakal deme zamanı.Hoşçakal Veronica!

Harika bir tatildi.
Oradayken, tatili uzatsak mı biraz daha diye düşündük.
Hava durumuna baktığımızda havanın bozacağını öğrendik ve vazgeçtik.
Aslolan yoldur, gitmektir.
Ve gitmeye hazırdık, yenilerine kavuşmak için!

Bol tatilli günlere,
Sevgiyle,
dinamikanne



1 yorum:

  1. Çok fazla tombul bu bebek ama ya. Yazık miniğe :( Önemli olan vücut ağırlığı olarak önde olmak değil, becerilerdir. Annesi dikkat et miniğe :)

    YanıtlaSil